24.09.2014
Konuya girmeden önce size tam yazı okurken dinlemelik yeni bir şarkı listesi yaptım. Yandan dinleyin onu pişman olmazsınız.
Terk edilmişlik üzerine konuşalım biraz. Terk edildiğini fark etmekte gecikmişliğe daha sonra geçeceğim. Çünkü hangisinin daha hüzünlü olduğunu kestiremiyorum. Bir de çok acı çektiğim halde bu acıları hissedemiyor oluşumu kestiremiyorum. O zaman soruları biraz daha zorlaştıralım. Hissetmediğim şeyin acı olduğunu nereden biliyorum?
Canım yanıyor olmalı , canımın yaşadığı bu vücudun bir yerlerinde elbet bir yerlerinde canım yanıyor olmalı! Her insanın hayatının önemli bir kısmını tamamen işgal eden , bununla beraber hayatının geri kalan tamamının da temel yapı taşı olması muhtemel şey çekip gidiyorsa eğer canı yanmalıydı. Bu acıyı hissetmiyor olması canının yanmadığı anlamına mı gelmeliydi? Belkide böyle şeyler anlamsız kalmalıydı! Aslında acının hiç bir anlamı olmamalıydı.
Peki! Biraz daha zorlaştıralım soruları: Hissetmediğin bir acıyı nasıl dindirirsin? Bana sorarsanız bunun tek bir yolu var; o da yerine daha başka belkide daha büyük acılar koymak. Terk edilmişliğini, zaman geçtikçe yalnızlığının acısını unutturacak daha büyük acılar. Hissedemediğimiz can yakan küçük acılar yerlerini büyüklerine bıraktıkça kayboluyor . Geçip gidiyorlar sanırım ya da kalıp saklanıyorlar. Bir güzel görselle kapatalım bu konuyu;
Bu geçip gitmeler ne demek oluyor?
24 Eylül 2014 Çarşamba
11 Eylül 2014 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Derdi kendi ile olana derviş, Sevdiği ile olana mecnun diyorlar. Derdi varoluşsal olana ne dendiğini bilmiyorlar. Anlıyorum ki derdi derin o...
-
Yarın biter, bugün başlar! Her yarın, ertesi gün geldiğinde bugün olur. Bugünler yarın geldiğinde dün olur! Dün kurduğun hayal yarı...
-
Meseleler! Her daim çözüm bekleyen, nadiren çözülebilen, çoğunlukla can sıkan münakaşa topluluğu. Derler ki dert bir kişiliktir mes...
-
Sık sık aklımdan geçiyor; Ya çoktan kaybolup gittiysen ya her şey için çok geçse?