25 Eylül 2010 Cumartesi

acele et kaçıyor tren, otobüs, hayat. Kaçmasın istediğin herşey kaçıyor işte. Bugün dün kaçırdığın şeyler için üzülürken yarın bugünkülere üzülürken buluyorsun kendini ama yinede acele etmemek lazım hiçbirşeye. yetişemeyeceğin kadar hızlı olabiliyor bazı şeyler.

Bu kaçınıcı son?



  Her sene aynı baharın sonunu mu yaşıyoruz yoksa her yeni bahar bize sonmuş gibi mi geliyor bilmiyorum! Bir kapı aralığından bu senenin sonbaharı görüyorum sanki. somurtuyor yine başı önünde ve herkesi kendisi gibi mutsuzluğa çağırırcasına bir hali var her zaman ki gibi.
  Ama bu sefer değil sonbahar her gelişinde benide kendine benzettin, yazın getirdiği bütün mutlulukları alıp götürdün her seferinde ama bu sefer yenik düşmeyeceğim sana. O müthiş karamsarlığın beni içine çekemeyecek bu sefer. Farkında değilsin ama bu sefer çok sıkı tutundum elimdekilere ve sen çektikçe ben daha sıkı sarılacağım tutunduğum yere..


 

Purple Rain

  her defasında aynı yağmurun yağacağını bile bile bu seferki mor olsun diye geçiriyorum içimden. Gelgelelim her olmadığındada üzülüyorum. Bu yüzden çok üzgün sanır beni herkes ancak küçük bir ayrıntıyı kaçırıyor/lar-sınız. Bir gün mor yağmur yağdığında siz şaşkın gözlerle gökyüzüne bakarken, ben sizi seyredip gülüyor olacağım.

15 Eylül 2010 Çarşamba

Gülümseyin çekiyorum..

Bazen alalade bir günde, hiç hesapta yokken, çantanda dünden kalan erikler, yanında üç güzel güler yüzle yola çıkarsın.
Yanına ne kadar çok huzur aldığının farkında değilsindir. Yanındaki diğerleri gibi..

Yol üstü bakkalı denen yerler cips, çekirdek ve kola gibi tatlar katar bu hesapsız mutluluğa..

Kendimi hiç bu kadar gülerken görmediğim zamanı begeleyebilen bir an bile dahil olmuş o güne.

Başkalarını bu kadar çok güldürebildiğin anları dahi sen belgeliyorsun...

Güzel günün güzel güneşi silüetinize gölge düşürebilir ama mutluluğunuza asla..!

Bütün güzel şeyler üstüste gelebilir bazen dedirtebilen tesadüfler yaşanır..

İnsanlarn vesikalık resimlerini çekerken hep "Gülümseyin" der fotoğrafçılar! Biz ise poz verebilmek adına gülmemek için kendimizi tutuyoruz ya da olduğumuzdan daha mutsuz gözükmeye çalışıyoruz.

Aklına gelen ilk fikirle, yanında bulabildiğin arkadaşlarınla, baharın ilk günlerinde, günün son demlerinde, iki bay iki bayan yanı biletiyle mutluluğa gitmek.
 Güzel şey..

13 Eylül 2010 Pazartesi

Aşkım



    Bugün bir iyilik yaptım birine... Süreci komik işleyen bir iyilik, şöyleki;
Bilen bilir heykeldeki Kafkas pastahanesi bursalıların meşhur buluşma yeridir. Bugün bir arkadaşımla buluşmak üzere beklerken telefonumu karıştırdıgım bir anda,
18-19 yaşlarında bir "deli"kanlı:
   - Abi bedava msjın varsa bir msj atabilir miyim?
   - Atalım tabi olur. Önce numarayı söyle istersen.
   -o531462.....
   - Ne yazalım?
   -Aşkım ben kafkastayım bekliyorum. Nerdesin?
İçimde kahkahalar atan, yüzünde müthiş bir ciddiyet olan ben ve yeni kankam beklemeye geçtik tabikide..
Çok geçmeden,
    -Bn orda qöremedm sni adliyeye qel ordym.
cevabını aldık.
İstediği cevabı elde eden kankam beni anında sattı tabiki.
Yalnız çocuk hızla uzaklaşırken ki son cümleleri şu oldu;
    -Eyvallah aşkım yazıversene abiiii...
Tam ilişkimiz sona erdi derken;
    -qelmymsn
diyince kız hala aynı yerde oturduğumu farkettim!

11 Eylül 2010 Cumartesi

Scrubs S01 E23 "My Hero"




Bence en evrensel insani duygulardan birisi
yalnızlık hissetmektir.

Asla bilemezsiniz ama
birçok insan da aynı
şeyi hissediyordur.

Belki sebep tamamen
terk edilmiş hissetmenizdir.
Belki de düşündüğünüz kadar
kendi kendinize yetemediğinizdir.

Belki de işleri farklı bir şekilde
halletmeniz gerektiğini bilmenizdir.

Belki de düşündüğünüz kadar
iyi olmadığınızı öğrenmenizdir.

Ne olursa olsun, o noktaya
geldiğinizde, başka seçeneğiniz yoktur.

Ya kendine acıma duygusu içinde
boğulabilirsiniz...
ya da kabullenip
devam edebilirsiniz.

Seçim size aittir.

10 Eylül 2010 Cuma




Uğur Emre:
*sen dinledin bikaç cümle bişey söyledin ya farkında olmadan çok şey yaptın
*çok fazla şey hemde
*benim şu anda saçımı okşayıp geçti hepsi
*sadece bir kabustu diyebilecek birine ihtiyacım var yanımda.
*belki annem belki çok yakın bi arkadasım belkide bambaşka biri
*ama hiçbiri yok işte
*bir çocuk kadar savunmasızım hayata karşı şu anda
*ve birçok zamanda oldugu gibi yine o galip geldi o kadar
*farklı hiçbirşey yok yani
  bilge/ninsun/setenay/minerva/mürşide=):
*hayatla savaşmayı bıraktığın an galip olan kalmayacak
*çünkü savaş olmayacak
*yüzmek gibi
*suya vurmayı bırak uğur
  Uğur Emre:
*peki neden her beni üzmek istediğinde başarılı oluyor
*bi savaş yoksa ortada neden hep o istediğini elde ediyor
  bilge/ninsun/setenay/minerva/mürşide=):
*mahallenin kabadayısı işte
*anca sapanla vursun kırsın
*sen arkanı dönüp gittiğinde o da başka kurban arayacak
*nedenini niçinini sorarsan daha çok yorulursun

9 Eylül 2010 Perşembe

Mike Portnoy

  Bu zamanda duyabileceğim en kötü haberi verdin bana Mike, seni ayakta alkışlıyorum. Hem seni sen yapanı hemde Dream Theater ı, Dream Theater yapan şeyi piç ettin. Progressive davulculuğuda metalcore tarzına sattın. Tüm deneysel müzik çalışmalarını elinin tersiyle ittin yerinde sayan yeniliksiz bir hiç için hemde.

Wednesday September 8th 2010

I am about to write something I never imagined I'd ever write:

After 25 years, I have decided to leave Dream Theater....the band I founded, led and truly loved for a quarter of a century.

To many people this will come as a complete shock, and will also likely be misunderstood by some, but please believe me that it is not a hasty decision...it is something I have struggled with for the last year or so....

After having had such amazing experiences playing with Hail, Transatlantic and Avenged Sevenfold this past year, I have sadly come to the conclusion that I have recently had more fun and better personal relations with these other projects than I have for a while now in Dream Theater...

Please don't misinterpret me, I love the DT guys dearly and have a long history, friendship and bond that runs incredibly deep with them...it's just that I think we are in serious need of a little break...

Dream Theater was always my baby...and I nurtured that baby every single day and waking moment of my life since 1985...24/7, 365...never taking time off from DT's never-ending responsibilites (even when the band was "off" between cycles)...working overtime and way beyond the call of duty that most sane people ever would do for a band...

But I've come to the conclusion that the DT machine was starting to burn me out...and I really needed a break from the band in order to save my relationship with the other members and keep my DT spirit hungry and inspired.

We have been on an endless write/record/tour cycle for almost 20 years now (of which I have overseen EVERY aspect without a break) and while a few months apart from each other here & there over the years has been much needed and helpful, I honestly hoped the band could simply agree with me to taking a bit of a "hiatus" to recharge our batteries and "save me from ourselves"...

Sadly, in discussing this with the guys, they determined they do not share my feelings and have decided to continue without me rather than take a breather...I even offered to do some occasional work throughout 2011 against my initial wishes, but it was not to be...

While it truly hurts for me to even think of a Dream Theater without Mike Portnoy (hell, my father named the band!!), I do not want to stand in their way...so I have decided to sacrifice myself and simply leave the band so as to not hold them back against their wishes....

Strangely enough, I just read an interview that I recently did that asked me about the future of DT and I talked about "always following your heart and being true to yourself"...sadly I must say that at this particular moment, my heart is not with Dream Theater...and I would simply be "going through the motions", and would honestly NOT be true to myself if I stayed for the sake of obligation without taking the break I felt I needed.

I wish the guys the best and hope the music and legacy we created together is enjoyed by fans for decades to come...I am proud of every album we made, every song we wrote and every show we played....

I'm sorry to all the disappointed DT fans around the world...I really tried to salvage the situation and make it work...I honestly just wanted a break (not a split)...but happiness cannot be forced, it needs to come from within....

You DT fans are the greatest fans in the world and as you all know, I have always busted my ass for you guys and I hope that you will stay with me on my future musical journey, wherever it may lead me....(and as you all know my work ethic, there will surely be no shortage of future MP projects!)

Sadly...
Your fearless ex-leader and drummer,
MP

En kısa zamanda geri dönmesi dileğiyle;

Mike Portnoy - Live Scenes From New York  (Finally Free solo performansı)


Dream Theater - Finally Free Drum Solo

Bir şarkı içinde davul solosunu bu kadar iyi senden başkası yapamayacağı gibi eminim sende başka hiçbir sound da kendini bu kadar iyi gösteremeyeceksindir.

Bu kötü haberi Dream Theater diğer üyleri ise şöyle açıklıyor;

DREAM THEATER PRESS RELEASE
Added on 09-08-2010

To all of our loyal fans and friends: It is with profound sadness -- regret -- we announce that Mike Portnoy, our lifelong drummer and friend, has decided to leave Dream Theater. Mike's stature in the band has meant the world to all of us professionally, musically, and personally over the years. There is no dispute: Mike has been a major force within this band.

While it is true that Mike is choosing to pursue other ventures and challenges, we can assure you that Dream Theater will continue to move forward with the same intensity -- and in the same musical tradition -- that you have all helped make so successful, and which is truly gratifying to us.
Fans and friends: File this episode under "Black Clouds and Silver Linings." As planned, we begin recording our newest album in January 2011, and we'll follow that with a full-on world tour. "The Spirit Carries On."

All of us in Dream Theater wholeheartedly wish Mike the best on his musical journey. We have had a long and meaningful career together. It is our true hope that he finds all he is looking for, and that he achieves the happiness he deserves. He will be missed.
 

8 Eylül 2010 Çarşamba

Something different..

      Her yeni güne bir öncekinden farklı bir düş iliştirmek güzel şey. Her yeni güne farklı bir renk vermek, mesela artık hafta başına pazartesi değilde sarı demek gibi ya da ne demek istiyorsak onu demek gibi.. Jean-Sebastien Monzani, bu video ile ne anlatmak istedi bilmiyorum ama ben bunu anladım ve bu anlamı çok sevdim..


Your secret from Jean-Sebastien Monzani on Vimeo.

2 Eylül 2010 Perşembe

Tehlikeli Oyunlar




...sokağa nasıl çıkılacağını bilmem mesela. bende hayat bilgisi zayıf albayım. bilge bunları bilir, bu bakımdan akıllıdır, birlikte olabilseydik insanlık çok yararlanacaktı bundan. yazık oldu. şimdi yanımda olsaydı böyle üşümezdim albayım; beni bir arabaya bindirirdi hemen. ben bunlara çabuk karar veremem albayım. kararsızlığımla yanımdakilerin canını sıkarım. hava da çok soğudu albayım, eve dönmek istiyorum. biliyor musunuz, bilge beni evde bekliyormuş gibi geliyor bana. yoksa eve dönmek istemiyorum. beni bekleyen yalnızlığı ve karanlığı istemiyorum. bilgeden akıllı olduğum halde neden bu duruma düştüm acaba? neden herkes benden kaçıyor albayım? yaşamasını bilmiyorum da ondan mı? bir dakika albayım karşıdan birileri geçiyor. kadını bilgeye benzettim; peki erkek kim? değilmiş....






-söyle evladım diye teselli ederdi annem beni. söyle de içine hicran olmasın. hicran oldu anne!


-şimdi ne kadar gözyaşı sağlanır bu sözlerden, ne kadar sigara dumanı, ne kadar ah!


-kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor anlıyor musun?



sevgili bilge,


bana bir mektup yazmis olsaydin, ben de sana cevap vermis olsaydim. ya da son bulusmamizda buyuk bir firtina kopmus olsaydi aramizda, ve bircok soz yarim kalsaydi, bircok mesele cozume baglanamadan buyuk bir ofke ve siddet icinde ayrilmis olsaydik da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konusmak kacinilmaz olsaydi. sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydim. butun meselelerden kactigim gibi uzaklasmasaydim senden de. insanlari, eski karima yapmis oldugum gibi, buyuk bir bosluk icinde birakmasaydim. kendimden de kaciyorum gibi beylik bir ifadenin icine dusmeseydim. bu mektubu cok karisik hisler icinde yaziyorum gibi basmakalip sozlere basvurmak zorunda kalmasaydim. ne olurdu, bazi sozleri hic soylememis olsaydim; ya da bazi sozleri hic soylememek icin kesin kararlar almamis olsaydim. sana diyebilseydim ki, durum cok ciddi bilge, aklini basina topla. ben iyi degilim bilge, seni son gordugum gunden beri gozume uyku girmiyor diyebilseydim. gercekten de o gunden beri gozume uyku girmeseydi. hic olmazsa arkamda kalan butun kopruleri yiktim ve simdi geri donmek istiyorum, ya da donuyorum cinsinden bir yenilgiye siginabilseydim. kendime, soyleyecek soz birakmadim. kuvvetimi buyutmusum gozumde. aslina bakilirsa, bu sozleri kullanmayi ya da boyle bir mektup yazmayi bile, ne sen ne ask ne de hicbir sey olmadigi gunlerde kendime yasaklamistim. sen, ask ve her seyin oldugu gunlerde boyle kararlar alinamazdi. yasamis birinin olu yargilariydi bu kararlar. simdi her satiri, bu satiri da neden yazdim? diyerek ofkeyle bir oncekine ekliyorum.

U.E.T. - herkesin kendi bilgesi var benimde olduğu gibi..!




Yıllarca "Tutunamayanlar"ın gölgesinde kalmış fikrimce Oğuz Atay'ın en güzel kitabıdır.