24 Kasım 2011 Perşembe

''Vanlı kardeşime mektup. Çok geçmiş olsun. Doğal afete kapıldığınızı televizyonlardan öğrendim. Durumunuza çok üzüldüm. Ben 4/A sınıfından Bahadır... Siz sokakta yatarken, ben sıcak yatağımda üşüyorum. Çünkü hep sizi düşünüyorum. Keşke büyük olsam. Kocaman evim olsa. Hepinizi evime alsam. Okul harçlığımı biriktirdim. Kocaman yaralarınıza merhem olsun diye. İnşallah elinize geçer ben o zaman çok sevinirim. İnşallah ailenizden kimse ölmemiştir. Artık deprem olmasın. Terör olmasın. Canımız yanmasın. Biz kardeşiz. Barış olsun''

22 Kasım 2011 Salı

  Devrik cümleler var aklımın her yanında. Kıçı başı belli belirsiz. Öznesi gizli, yüklemi içli. Köşelere sıkışmış anlamlı, her şeyi yerli yerinde cümleler ise daha gözden ırak yerler bulma çabasında. Hani hangi köşeye saklansamda bu zat-ı muhterem hayatına devrik, anlamsız cümleleler ile  sürdürse diye misyon edinmiş gibiler.

  Bütün hayatlar kurallı olacak değil ya! Benimki de devrik olsun. Kıçı başı belli olmayan her şey benim olsun. Olamaz mı?
Bence olur..

21 Kasım 2011 Pazartesi

  Biraz bana, daha çok sana benzeyen birini bulsak.. Bizim yerimize koysak. Biz gibi mutlu olsa.. Biz bittikçe o başlasa. Biten bize ilham olsa.. Olacak iş değil.. Bizimle ilgili bir çok şey gibi o da olacak iş değil.

9 Kasım 2011 Çarşamba

Kanaat Notu..

  Hayat herkese ayrı bir çalımın var.Türlü, bitmez oyunların var. Bilmem kaç milyar insanın çalışmadığı yerden soruların var.  Tamam da neden bütün bunlara ihtiyacın var? Herkesin yaşam denen sınavdan kusursuz geçmesine, iso dokuz bin bilmem kaç belgesine, lisans diplomasına, geçer nota, kendimizi ispata ve dahi birçok yeterlilik belgesine ihtiyacın mı var? Bizim bütün bunlara sahip olma gibi bir zorunluluğumuz mu var? Zorla yerleştirildiğimiz evren paralelinde, düşünebilen tek varlık diye koyduğun sıfat altında, ezilen çoğunluğumuz var, altından zorla kalkanımız var.
  Bu konuda sana sitemimiz var. Önümüze koyduğun bir çok sınavın, işlemcimizde 'sınava bunlar dahil değildi' şeklinde kayıtlı olduğunu sen hepimizden çok daha iyi biliyorsun. İyide hayat eğer ki bir gün biteceksen hem de hiç beklemediğimiz bir anda! Nasıl olur da her gün, her dakika 'çıkarın kağıtları yazılı yapacağım' diyebilirsin ki? Hem bizim bir Mahmut hocamız bile yok! Çektiğin kulağın verdiği acı geçici be hayat.. Yüreğimize ince ince işleyelim diye karşımıza çıkardığın insanların, bizi bırakıp giderken verdiği acıysa sandığından daha kalıcı.. Kusura bakma ama acı denen şeyin tanımı, sana yanlış tanıtılmış be hayat..