14 Nisan 2018 Cumartesi

Çok zaman küçümsedim sizi. Çok güldüm size!
Oysa ne çok mutluymuşsunuz.
Oysa ne çok haklıymışsınız!
Çok iyi anlaşınca değil de
Çok susunca mutlu olunuyormuş.
Bilseydim daha çok susardım,
Bilseydim hiç konuşmazdım,
Bilseydim hiç konuşmayı öğrenmezdim.

25 Mart 2018 Pazar

  Bazen insan bedeninin ulaşamakta zorluk çekeceği kadar yüksek hızda koşarken, birden çok ani bir frenle durup; napıyorum lan ben? diye kendine sorarken buluyorsun kendini. İşler o kadar sarpa sarmış ki kendinin bu soruya net bir cevap veremeyişine şaşırmıyorsun bile!

26 Ekim 2017 Perşembe

İlk bakışta öyle hayat doluydun ki içinde kaç insan öldüğünü tahmin etmem mümkün olmadı.

İçimde o kadar çok ölen duygu vardı ki ilk bakışta aşkın ne demek olduğunu anlamam mümkün değildi.

12 Ekim 2017 Perşembe

  Elimde bir rakı bardağı her zamanki yerimde oturuyorum. Bardakta rakı olduğundan tam emin değilim. Belli bir noktaya bakıyorum ve sanırım önemli bir şey düşünüyorum.  Sanırım diyorum çünkü bazen bunu önemsiz şeyler düşünürken de yapıyorum daha doğrusu insanlara önemli bir şey düşünüyormuş gibi gözükmeye çalışıyorum. Ama eğer bardak rakı ile doluysa ve belli bir noktaya bakıyorsam hele de radyoda Müzeyyen Senar çalıyorsa kesin önemli bir şey düşünüyorumdur. Aslında lafı fazla uzatmaya gerek yok kesin seni düşünüyorumdur. Bazen önemli şeyler yapıyormuşum gibi davranabiliyorum ancak aynı yer, aynı rakı, aynı Müzeyyen bir araya gelince seni  düşünmüyormuş gibi yapamıyorum.  Sonra rakı bitiyor, Müzeyyen susuyor, gözlerim yavaş yavaş kapanıyor ve başım öne düşüyor. Ay iniyor, sabah oluyor. Güzel bir güneş doğuyor, kuşlar ötüşüyor, sokakta çocuklar oynuyor, klasik bahar güzellikleri işte. Beni de çağırıyorlar o güzelliklere. Gitmiyorum! Ben yine akşam olsun istiyorum. Akşam oluyor;
  Elimde bir rakı bardağı her zamanki yerimde oturuyorum. Bugün de Müzeyyen çalarlar mı acaba?

25 Eylül 2017 Pazartesi

- Seni seviyorum dedi mi sana?

- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Beni sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi.
- Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca yeşertip büyütemezsin onu. Sana karışık gibi görünen şey aslında çok basit. Birini seviyorsan seversin sevmiyorsan da sevmezsin. Bazen de ikisi birbirine karışır.
- Peki abi, sevip sevmediğini nasıl anlarsın?
- Bak o biraz karışık işte. Bir sevgilim vardı benim. Sürdü bir süre. Geçmiş zaman. Neyse bir hafta sonu beraberdik bununla. Gezdik, yedik, içtik falan. Sonra pazar akşamı trene bindirip uğurladım Ankara'ya. Trenden inince aradı hemen beni. Sanki az önce yanından ayrılmışım gibi değil de aylardır görüşmemişiz gibiydi. Bir ara peş peşe seni seviyorum dedi. Seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum... Çok hoşuma gitti elbet. Biraz daha konuşup kapattık.
- Ee, sonra?
- Salı günü ayrıldık, yine bir telefon konuşmasıyla. Eski sevgilisi aramış bunu, buluşmuşlar. Sonra aslında birbirlerini unutamadıklarını fark edip tekrar denemeye karar vermişler. Ne deniyorlarsa artık. Bozuldum tabi. Ağladım, yalvardım, tehdit, küfür kıyamet.. Ama faydası olmadı tabi.
- Yani yalan mı söylemiş? Sevmiyor muymuş seni?
- Bilmiyorum. Başta öyle zannettim tabi. Sonra zaman geçince şöyle düşünmeye başladım. Belki o ana kadar ve öncesinde gerçekten sevmiştir beni. Hatta belki insan aynı anda iki kişiyi bile sevebiliyordur. Yani belki yalan söylememiştir.
- Yani abi?
- Yanisi şu. Sen artık bir şey yapma. Bırak. Eğer seviyorsa seviyordur. Sevmiyorsa da sevmiyordur. Üzerine gitmenin, sıkıştırmanın hiçbir faydası olmaz. Bırak. Sevecekse seni, sever. Sevmeyecekse de ne yaparsan yap sevmez. O yüzden hezeyana kapılıp saçmalama.
- İyi de abi ben onu çok seviyorum.
- Biliyorum. Bakma inanmaz gibi durduğuna, bence o da biliyordur. Ama şunu unutma bu tek başına hiçbir işe yaramaz. Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar. Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar. Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar. Ama sevgine karşılık çıkar mı? O biraz zor işte..
Ali Lidar

24 Ağustos 2017 Perşembe

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Tüm şarkılar seni anlatıyordu. Ama benim seni anlamaya yetecek kadar vaktim yoktu.

Senin haklılıkların benim anlayışımı döverdi.

Bu küçük meydan muharebelerini hep sen kazanırdın.

Çünkü sen kazan diye ben vazgeçerdim.

Sense kazandıkça benden vazgeçerdin!

Çok zaman küçümsedim sizi. Çok güldüm size! Oysa ne çok mutluymuşsunuz. Oysa ne çok haklıymışsınız! Çok iyi anlaşınca değil de Çok susun...