28 Aralık 2010 Salı

Vazgeçtim

frida'dan diego'ya;

"kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.

bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
bu yüzden ben de senden vazgeçtim."

19 Aralık 2010 Pazar

Sıfır Noktası

sıfır noktası aynı zamanda tümleyeni üçyüzaltmışın.
sıfır noktası hem hiçlik hem heplik demek
hem yokluk hem çokluk demek
hem son hem başlangıç demek
dilimin yetmediği kadar çok şey demek sıfır noktası.
yaklaştıkça sona...
döngüsel demek.
zamanın içinden geçemiyor.
zaman kendi kendine ilerliyor..
sıfır noktası uzaklık ve yakınlıkı da tanımlıyor.
ortada bir yerde durabilmek gerek..!
hayat da zaman da bunu bekliyor...

17 Aralık 2010 Cuma

Spray to Forget

Gerçek olması için tanrıya yalvarılacak kadar güzel buluş..


  Hayatımın birçok evresinde çok kötü şeyler yaşadım ben! Ancak bunu kötüler için
değil bir daha yaşayamayacağım kadar güzel şeyleri unutmak için istiyorum..


13 Aralık 2010 Pazartesi

Çok entelim çok!

http://pingywebedition.somee.com/ bu site kimdir necidir bilmem ama benim blogu önermiş! Dünya çapında sevilen insan olmuşum haberim yok :) işin garibi diğer önerdiği üç site arkeoloji, din ve tarih üzerine.. bugüne bugün bilimsel insanım çokta haklılar tabi :) Türkiye ve Amerika'dan sonra en çok ziyaretçi aldığım ülkelerde Endonezya ve Filipinler  işte fakir edebiyatı diye buna derler :)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Bunu unutma, hatırla ama..





  Boğazıma dizilen ya da dilimin ucunda diye yıllarca biriktirdiğim kelimelerden, bir yazı hazırladım kendime.. Yazı aklımda, kelimeler dilimde, tuşlar elimin altında ama düşmüyor hikaye şu sayfaya, ne olduysa yazılmıyor çok yazılası olan bu ruh hali..

 Ben korkardım eskiden birilerinin hayatında yer etmekten ve birinin hayatından kovulduğum zaman kızardım, birinin hayatında yer etmekten korktuğuma.. Çünkü kovulduğum her insan yer etmişti benim hayatımda ve bundan hiç korkmamışlardı.. Zaten ben kimsenin hayatında yer edemem ki o kadar iz bırakabilen bir insan değilim, olamamda!
Tek düzeyim ben, birazda sığ bir karakter.

  Kendini, kendi hayatında karakterleştiren biriyim işte. Başkalarının hayatlarında bir karakteri oynayabilirsin ama kendi hayatının başrolü olmak zorundasın. Gel gör ki kendi hayatının başrolünü bile başkalarının çizdiği karakter olarak oynuyorsun.. Kendi hayatında bile bütün başroller kapılmış ve bütün yan karakterler sensin..

  Biri bana dedi ki sanma ki sen herkes gibisin, sanma ki geldin biraz mutluluk çokça sıkıntı verdin gittin. Ben hep sandım ki güzel bir yazdım ve yerimi bahara bıraktım.. Dedi ki sen en güzel yazdın ve hep öyle kalacaksın. Sevinemedim ben buna, ben ne yaz olmak istemiştim ne bir ilkbahar ne de bir başka mevsim.

  Ben zor sevdim seni sevgili! Şimdi daha zor sevmelerim.. Şimdi kimi sevsem sen diyemem. Çünkü kimse sen değil. Ben artık kimseye seni seviyorum diyemem. Keşke yine sen olsan seni sevsem..

Ben bunları yazarken bunu dinledim..

2 Aralık 2010 Perşembe

Öneri

Bu sıralar güzel müzikler dinliyorum severek,
Yeni şeyler dinlemek istersiniz belki diye size de(dahi anlamındadır inşallah) öneriyorum..
Pek tabi progressive rock müziği çok sevdiğimi bildiğinizi tahmin ederek..