26 Ekim 2017 Perşembe

İlk bakışta öyle hayat doluydun ki içinde kaç insan öldüğünü tahmin etmem mümkün olmadı.

İçimde o kadar çok ölen duygu vardı ki ilk bakışta aşkın ne demek olduğunu anlamam mümkün değildi.

12 Ekim 2017 Perşembe

  Elimde bir rakı bardağı her zamanki yerimde oturuyorum. Bardakta rakı olduğundan tam emin değilim. Belli bir noktaya bakıyorum ve sanırım önemli bir şey düşünüyorum.  Sanırım diyorum çünkü bazen bunu önemsiz şeyler düşünürken de yapıyorum daha doğrusu insanlara önemli bir şey düşünüyormuş gibi gözükmeye çalışıyorum. Ama eğer bardak rakı ile doluysa ve belli bir noktaya bakıyorsam hele de radyoda Müzeyyen Senar çalıyorsa kesin önemli bir şey düşünüyorumdur. Aslında lafı fazla uzatmaya gerek yok kesin seni düşünüyorumdur. Bazen önemli şeyler yapıyormuşum gibi davranabiliyorum ancak aynı yer, aynı rakı, aynı Müzeyyen bir araya gelince seni  düşünmüyormuş gibi yapamıyorum.  Sonra rakı bitiyor, Müzeyyen susuyor, gözlerim yavaş yavaş kapanıyor ve başım öne düşüyor. Ay iniyor, sabah oluyor. Güzel bir güneş doğuyor, kuşlar ötüşüyor, sokakta çocuklar oynuyor, klasik bahar güzellikleri işte. Beni de çağırıyorlar o güzelliklere. Gitmiyorum! Ben yine akşam olsun istiyorum. Akşam oluyor;
  Elimde bir rakı bardağı her zamanki yerimde oturuyorum. Bugün de Müzeyyen çalarlar mı acaba?

25 Eylül 2017 Pazartesi

- Seni seviyorum dedi mi sana?

- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Beni sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi.
- Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca yeşertip büyütemezsin onu. Sana karışık gibi görünen şey aslında çok basit. Birini seviyorsan seversin sevmiyorsan da sevmezsin. Bazen de ikisi birbirine karışır.
- Peki abi, sevip sevmediğini nasıl anlarsın?
- Bak o biraz karışık işte. Bir sevgilim vardı benim. Sürdü bir süre. Geçmiş zaman. Neyse bir hafta sonu beraberdik bununla. Gezdik, yedik, içtik falan. Sonra pazar akşamı trene bindirip uğurladım Ankara'ya. Trenden inince aradı hemen beni. Sanki az önce yanından ayrılmışım gibi değil de aylardır görüşmemişiz gibiydi. Bir ara peş peşe seni seviyorum dedi. Seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum... Çok hoşuma gitti elbet. Biraz daha konuşup kapattık.
- Ee, sonra?
- Salı günü ayrıldık, yine bir telefon konuşmasıyla. Eski sevgilisi aramış bunu, buluşmuşlar. Sonra aslında birbirlerini unutamadıklarını fark edip tekrar denemeye karar vermişler. Ne deniyorlarsa artık. Bozuldum tabi. Ağladım, yalvardım, tehdit, küfür kıyamet.. Ama faydası olmadı tabi.
- Yani yalan mı söylemiş? Sevmiyor muymuş seni?
- Bilmiyorum. Başta öyle zannettim tabi. Sonra zaman geçince şöyle düşünmeye başladım. Belki o ana kadar ve öncesinde gerçekten sevmiştir beni. Hatta belki insan aynı anda iki kişiyi bile sevebiliyordur. Yani belki yalan söylememiştir.
- Yani abi?
- Yanisi şu. Sen artık bir şey yapma. Bırak. Eğer seviyorsa seviyordur. Sevmiyorsa da sevmiyordur. Üzerine gitmenin, sıkıştırmanın hiçbir faydası olmaz. Bırak. Sevecekse seni, sever. Sevmeyecekse de ne yaparsan yap sevmez. O yüzden hezeyana kapılıp saçmalama.
- İyi de abi ben onu çok seviyorum.
- Biliyorum. Bakma inanmaz gibi durduğuna, bence o da biliyordur. Ama şunu unutma bu tek başına hiçbir işe yaramaz. Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar. Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar. Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar. Ama sevgine karşılık çıkar mı? O biraz zor işte..
Ali Lidar

24 Ağustos 2017 Perşembe

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Tüm şarkılar seni anlatıyordu. Ama benim seni anlamaya yetecek kadar vaktim yoktu.

Senin haklılıkların benim anlayışımı döverdi.

Bu küçük meydan muharebelerini hep sen kazanırdın.

Çünkü sen kazan diye ben vazgeçerdim.

Sense kazandıkça benden vazgeçerdin!

11 Temmuz 2017 Salı

Noktalama işaretlerinde bile iki nokta üst üste gelince her şeyi açıklıyorsun ama yan yana gelince her şey yarım kalıyor!

6 Temmuz 2017 Perşembe

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Bence de komikti ama ben yine de gülmedim!
Ben gülersem eğer bütün ciddi şeyler komik duruma düşecek gibi hissediyordum.
Ben gülersem iş ciddiyete binerdi, ağlardı tüm şakalar, boşa giderdi tüm espriler, gülünmezdi hiç bir komikliğe!
Beni ciddiye alın!
Eğer ben gülersem kaybolur tüm korku imparatorluğunuz! Korku salarım tüm ciddiyetinize ve üzülürsünüz tüm komikliklerime!

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Sık sık aklımdan geçiyor;

Ya çoktan kaybolup gittiysen ya her şey için çok geçse?
Biraz da birbirini takip etmeyen ama içimizden dökülen şeyleri yazalım;

I.

İndirin kepenkleri.
Ara verin yaptığınız iyi şeylere.
Kapattık güzel kardeşim!
Bitirdik iyi şeyler yapmayı!

II.

Çok yol kat etmişsin,
Yalnızca birkaç adım geriye gitmişsin!
Üzüldüm.
Kimse sana yolların bazen geriye gittiğinden bahsetmemiş.

III.

Yollar; gittikçe bitmiyor bazen.

IV.

Bazen diyorsun; güzel şeyler de olur.
Güzel şeyler zaten sadece bazen olur.
Bazen güzel şeyleri göremezsin.



15 Şubat 2017 Çarşamba

Güzel şeyler yazmayalı çok zaman oldu.
Zor şey güzel şeyler yazmak. Çünkü yaşamak zor güzel şeyleri!
Aslında zor olan yaşadığın şeyin güzel olup olmadığına karar vermek!
Ne çok mutluyum sandın?
Ne çok mutlu ettim sandın?
Aslında en kötüsü ne çok mutlu olurum sandığındı.

Şimdi bakınca, sence hazır mısın mutlu olmaya?
Hazır mısın yeni bir "ben bunu başarabilirim"i mahvetmeye?
Hazır mısın yine "her şeyi tek başıma halledebilirim" cümlesinde kaybolmaya?

Ben sana söyleyeyim çok sevmek eşit değildir çok mutlu olmak denklemini kabul edemiyorsan eğer, hiç bir şeye hazır değilsin! Olamayacaksın da! Şimdi sana burada saatlerce çok sevmenin neden çok mutlu olmaya yetmeyeceğine dair konuşabilirim. Ve sen bütün bunlara rağmen çok sevmenin her şeyi halledeceğine inanabilirsin. Aşk ve sevginin tek kişilik olmadığını, tek bir değişkene bağlı kalamayacağını, o tek değişkenin sen olmadığını ve olamayacağını anlamlandırabildiğin zaman ne demek istediğimin bir kısmını anlayabilirsin. Bir kısmını diyorum çünkü hepsini anlayabilmek için defalarca daha anlayamadığın şeyler yüzünden yarı yolda bırakılman gerekecek. Ve geriye kalan her yarım yolu, tek başına, iki kişilik yük taşıyarak tamamlaman gerekecek! Her yarım yolu tamamladığında sırtında izler birikecek. Bir zaman sonra bütün yolları sırtında başkasının yüküyle tamamladığını göreceksin. Sonra anlayacaksın mutluluk; bir yola kendi yüklerin ve başkasıyla başlayıp, başkası olmadan bütün yükleri taşıyabildiğini farkettiğinde başlayacak.
Halbuki sen sadece kendi yüklerinle de mutlu olabilirdin!

19 Ocak 2017 Perşembe

Her çıkışında bu kapıdan, beni daha büyük dertlere, saldın bıraktın yine, 
Yine kendime kaldım!
Her ağladığında, viran olan gönlümü sana, bir avuç sevgimi yine ellerine bıraktım.
Yokluğundan arda kalan, bir dolu anıdan, neye sığınsam? Hangisine ağlasam?
Elimde kalan gitardan, eskimiş piyanodan, ne ses çıkartsam?
Derdimi sana anlatsam?







8 Ocak 2017 Pazar

Hayattaki en büyük başarılarım:
1- Sevdiğim her canlıya zarar vermek,
2- Kalıcı yaralar bırakmak.

Çok zaman küçümsedim sizi. Çok güldüm size! Oysa ne çok mutluymuşsunuz. Oysa ne çok haklıymışsınız! Çok iyi anlaşınca değil de Çok susun...