8 Kasım 2016 Salı

SON

'Arayıp içimdeki her şeyi söylemeliyim artık.' diye düşündü adam. İçerisinde yüz binlerce cümle kurmuştu ama çok da bir şey söyleyemeyeceğini kendi de biliyordu aslında. Beraber rakı içmeyi, beraber film izlemeyi, beraber yemek yemeyi, gülmeyi, saçmalamayı, anlamsız bir müzikte anlamszıca dans etmeyi özlediğini, yaşanan her şey için  çok üzgün olduğunu, pişman olduğu söylemek istediklerinde ilk ona giriyordu. Sonra 'şu gün ne eğlenmiştik, şuna ne sinirlenmiştik' diye detaylara inecekti, bunları söylerken suratında bir bebeğin zilli bir oyuncak gördüğü andaki gibi bir gülümseme olacaktı.
Çevirdi numarayı, arama tuşuna bastı ve beklemeye geçti.
Telefon açılınca kendinin olduğundan emin olamadığı titrek bir sesle, sanki az önce yüz binlerce cümleyi kafasından geçirmemiş gibi sadece Nasılsın? diyebildi. Hiç beklemediği soğuklukta bir sesle cevap geldi. Kurmakta zorlandığı cümleler teker teker donuyordu artık aklında. Oysa sımsıcak bir özledim demek istiyordu, en mutlu günlerin sıcaklığıyla ısınmak istiyordu. Yapamadı adam!
Ben.. dedi. Aslında.. seni çok özlediğimi.. söylemek için aramıştım. Diyebildi sadece titrek, kupkuru bir sesle. Cümleler arasına uzun aralıklar koyarak devam etti. 'Yaşanan her şey için çok üzgünüm.'
Kısa bir sessizlik oldu. Sessizliğin ardından kadın değişik bir küfür etti;
 Ben seni artık tanımıyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sence?